Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
Beğen
Paylaş
Sayfa: Site:
Görüntülenme: 196806
asım yıldırım - bir yudum hikaye
2009/05/01 20:05
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! 8,7 (2 oy)

asım aabimi sevmeyen var mı çok güzel anlatıyo hikayeleri çok güzel okuyo şiirleri  bende onun videoları paylaşmaya karar verdim
 

asım yıldırım

Bu mesaj, m1gin tarafından, 14.02.2012 12:36:46 itibariyle düzenlenmiştir.
asım yıldırım - bir yudum hikaye
2009/05/01 20:20
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! 8,2 (2 oy)

ben hergün birer eklemeye çalışcam arkadaşların yardımını da beklerim bu başlığı asım yıldırım abim hikayeleri için actım

 mbirgin abi direk video cıkıo yaa onu ayarlayabilirmisin link halinde cıkmasın ölesi daha güzel oluo 


  1. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - İyilik Vakti
  2. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Mutluluk Nerede
  3. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Mavi Patik
  4. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Kürek
  5. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Senin için Ölürüm
  6. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Önemli Olan
  7. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Zor imtihan
  8. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Kâbus
  9. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Elbet Bir Gün
  10. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sağlık Olsun
  11. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Ezanla Namaz Arası
  12. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Özgür irade
  13. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Yalnız Değiliz
  14. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Tuzlu Kahve
  15. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Allah için Sevmek
  16. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Fırıncı Hikmet
  17. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Geç Kalmayın
  18. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Yaz Vedası
  19. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - içime Sen Dol
  20. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Heybedeki Molozlar
  21. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Tek Ayak
  22. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Ahtapot'la Akrep'in Aşkı
  23. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Bilgisayar Ve iman
  24. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Susacak Mısınız? (Ahmet Altan)
  25. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Cariyenin Aşkı
  26. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Geç Kalınmış Pişmanlık
  27. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Gazap
  28. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - ibrahim Amcanın Hayali
  29. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sahipsiz Kalan Diploma
  30. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Tek Hece
  31. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Nimetlerin Farkına Varabilmek
  32. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Baba Gitmesen Olmaz Mi?
  33. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Affet Babacağim
  34. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Allahim Secde Etmek istiyorum
  35. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Aşka Ve Terke Dair
  36. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sen Bilmezdin
  37. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sedef Çiçeği
  38. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Benzettiler
  39. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Kiymetli Nasihatler
  40. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - 20 Kuruş
  41. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Onu Da Sen Ağırla
  42. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Tam Zamaninda
  43. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Kurtuluş Çekimleri
  44. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Helali istemek
  45. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Menderes'in idami
  46. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Cep Mesaji
  47. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sakarya Türküsü
  48. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Cennetim Olur Musun?
  49. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Siz Hangisisiniz?
  50. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Aşka Dair
  51. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Beşinci Çan Sesi
  52. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Kedi Dili
  53. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Zaman Sizi Tüketiyor
  54. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Mihr Ü Mah
  55. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Osmanli Adaleti
  56. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Fatih Sultan Mehmet
  57. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Koyun Baba
  58. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Merzuk Gıda Bekir Abi
  59. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Kefaret
  60. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Çanakkale Destanimiz-3
  61. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Çanakkale Destanimiz-2
  62. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Çanakkale Destanimiz-1
  63. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Çanakkale Destanimiz-4
  64. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Çanakkale Destanimiz-5
  65. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Spor Ayakkabisi
  66. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Arkadaşlara Yardimci Olun
  67. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Karaköy'ün Ak Yüzlüleri
  68. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Zeyd'in Gözleri
  69. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Ruhum Dayanmaz
  70. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Anneler Günü
  71. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Gençler Kimlerin Eline Düşmüş?
  72. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Senin De Sirtin Sivazlanirsa
  73. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Gece Yarisi infak
  74. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Yeşim Taşi
  75. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Son Yaprak
  76. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Âmâ Bayan
  77. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Buyur Demedi Mi?
  78. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Kuyumcu
  79. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sicak Ramazanlar
  80. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Aşk Budur
  81. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Altin Elma Ağaci
  82. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sen Sen Sen
  83. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sevmelerim Ağırdır Benim Kaldıramazsın
  84. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sen Ağlama Ya Resülallah
  85. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Ayağin Nerede Oğul
  86. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Bekir Çavuş
  87. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Anadan Dört Oğluna
  88. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Torbacidan Mektup
  89. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Gözlerin istanbul Oluyor Birden
  90. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Birak Sevgi Seni Bulsun
  91. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Sifir Tam Yüzde Beş
  92. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Bariş
  93. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Zaman Sizi Tüketiyor
  94. Asım Yıldırım - Bir Yudum Hikaye - Iğdirli Onbaşı Hasan
Bu mesaj, m1gin tarafından, 14.02.2012 12:29:24 itibariyle düzenlenmiştir.
üç heykel
2009/05/01 20:53
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da
ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.

Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşınıhuzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından,birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.
Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi.

Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: "Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibigörünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver." Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı.

Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler. Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı. Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkısıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.

Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı.
İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.
Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı.

Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.

Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı : "Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir. Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir. En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır.

Bu mesaj, m1gin tarafından, 14.02.2012 12:53:50 itibariyle düzenlenmiştir.

Aylar önce, HP-202 'nin "Haftanın Projesi"nde "Hazırlıklı Okuma" uygulasını belirlemiştim...
Buna göre; günlük 15 dakika, kayıt ortamında bir metin seslendirilecekti. 

Zaman sonra kayıtlarımı tekrar dinlediğimde; Asım Yıldırım tarafından derlenen "Canlı Hikâyeler" adlı kitaptan yararlandığımı farkettim. 
İşte bu yüzden, söz konusu kayıtlarımdan bir tanesini bu konuya eklemeye karar verdim. 

Bu bölümde, Asım Yıldırım 'ın "Canlı Hikâyeler" adlı kitabında yer alan aşağıdaki yazılar seslendirilmiştir.

  • Çocuk ve Öğretmen
  • Hande ile Hacer
  • Akrep ile Yelkovan (Şiir)
Seçkin, orijinal ve anlam taşıyan video severlere: izlence
Bir Yudum Şiir
2009/08/31 14:32
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Bu şiir muhteşem...

Çok güzel okumuşsunuz.

Enlem ve Boylam 6 (Şubat 2009)'daki kaydın aynısı zannettim önce ama büyük ihtimal bu ondan başka bir kayıt. Daha yavaş okumuşsunuz sanki. Bir de orda birkaç yerde efekt vermişsiniz, burdaki gibi yalın hali daha güzel bence. Fondaki müzik aynı, çok uymuş...Adı ne acaba, buraya o müziğin tamamını ekleyebilir misiniz? Ya da adını verin, biz buluruz biryerlerden.

Teşekkür ederiz.

Siz farkındasınızdır muhakkak ama yine de söyleyeyim; buraya eklediğiniz eski şiir kayıtlarınıza göre epey bir ilerletmişsiniz kendinizi :)

Şiire devam... :)

Zahmete Seyirci Olmak
2009/08/31 19:17
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Teveccühünüz için teşekkür ederim bnm,

Bu okuyuşum, Enlem ve Boylam 6 'dakinden önce... Zaten buradaki performansımı ve müziği beğendiğim için, ötelemek ve Enlem ve Boylam'da değerlendirmek istemiştim. 

Hmm... Müzik... İsmini teşhiste zorlanmaya başlamak üzereyken; Enlem ve Boylam montaj projesini anımsadım! 
Ama şansa bakın ki; parçanın adı belirtilmemişti. 
Bu durumda size sadece sanatçı ve albüm adını vererek; arama zahmetinize seyirci olacaktım.

Sonra, Winamp'ın bilinmeyen şarkıları teşhis etme özelliğini hatırladım! Her zaman doğru sonuç üretmese de, bu sefer şanslıydım sanırım. 

İlgili çalışmayı hemencecik dinlence 'de buldum. 

İştah açıcı cümleleriniz için bir kez daha teşekkür ediyor ve bu güzel müziği size armağan etmek istiyorum... Kabul buyurun! 

Bu mesaj, m1gin tarafından, 01.09.2009 02:34:26 itibariyle düzenlenmiştir.
Seçkin, orijinal ve anlam taşıyan video severlere: izlence
İndiregandi :)
2009/09/01 16:28
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

 

Müziği bulma ve buraya ekleme zahmetinizden dolayı teşekkür ederim m1gin.

Hediye ettiğiniz için ise hassaten teşekkür ederim.

Parçayı bilgisayarıma indirdim bile.

Selamlar...

Deli Divane
2009/09/01 17:24
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Şarkının adı Del-e Divaneh...

Aklıma takıldı, acaba bizim "deli divane" midir ki bu. Biraz bakındım aynı mana mı diye, evet öyleymiş.

  دل ديوانه Dele Divaneh= Deli Divane. Meğer Farsça'dan gelmiş bize bu deyim. Hatta ingilizcesine de "Crazy Heart" demişler.

Okuduğunuz şiire de ancak böyle isimde bir parça giderdi zaten :)  Tevafuğa bakın :)

Arama yaparken Farid Farjad'ın videosunu da izledim.

Hasılı güzel çalıyor adam vesselam...

Ötelememe
2009/09/01 18:04
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Ey bnm,

"Del-e Divaneh"in Türkçe'deki karşılığının "deli divane" olabileceğini ben de aklımdan geçirmiştim. Ne var ki, sizin gibi ötelemedim. 
Yine de, Farid Farjad'ın bir videosunu izledim. Muhtemeldir ki, aynısıdır. 

Biliyorsunuzdur zaten, Farid Farjad'ın oldukça güzel çalışmaları var... 

Seçkin, orijinal ve anlam taşıyan video severlere: izlence

Birkaç yıl önce, bağlı bulunduğumuz Genel Müdürlük; 4(dört) arkadaşımla birlikte, beni bir ilimizde, memur statüsünde işçi almak üzere görevlendirmişti. Sözünü ettiğim ilde 10(on) personel alacaktık ve bunlar il müdürlüğü bünyesinde görevlendirilecekti.
Biz 5(beş) arkadaş birleşerek, sözünü ettiğim ile gittik. Önceden ayrılan bir misafirhaneye indik. Bu ilimize gelişimizi kimsenin duymasını istemiyorduk. Beşimizin de kanaati oydu ki, hak edeni kazandıralım, siyasi ve diğer baskılara boyun eğmeyelim. Biliyorduk ki, imtihana katılım yoğun olacak ve herkes bir referansla bizi rahatsız edecekti, çünkü Türkiye'nin gerçeği buydu. Bunun için çok dikkatli davranıyorduk.
Bu ilimize ikindi vakti gittik. İkindi namazını kılmak için tarihi bir cami olup olmadığını sorduk. Biliyorduk ki bu ilimiz cami bakımından biraz fakirdi. Tarihi bir cami olduğunu söylediler. Beş arkadaş, arabamıza atlayarak oraya gittik.
Kimse bizi tanımıyor, zaten cami de şehrin biraz dışında. İkindi namazı kılınmış, caminin avlusu boş. Beşimiz de şadırvana oturarak abdest almaya başladık. Ayakkabılarımı çıkarıp çoraplarımı da sıyırmaya başlamıştım ki, ayaklarımın önüne bir takunya kondu.Bu takunyaları önüme kim bıraktı diye başımı kaldırınca, yüzüme tebessümle bakan, 25 yaşlarında bir gençle karşılaştım:
'Ben buraları bilirim, siz yabancıya benziyorsunuz; namaz kılana hizmet, Allah'ın rızasını kazandırır. Allah kabul etsin!' dedi.
Gencin tebessümü, davranışı bizi çok etkiledi.
Sordum: 'Sen kimsin? Adın nedir?'
'Adım Bilâl. Bu mahallede oturuyorum.'
Bir an abdest almayı bırakarak, gençle ilgilenmeye başladım.
'Ne işle meşgulsün Bilâl?'
'Şimdilik işim yok. Ama inşallah yakında işe gireceğim.'
'Nasıl olacak o?' dedim.
Yüzüne huzurun ve mutluluğun tebessümünü kuşanarak:
'Üç gün sonra ......... Müdürlüğünde sınavla adam alınacak. Rabbim, oraya girmeyi nasip edecek inşallah' dedi.
Arkadaşlarım da abdest alırlarken, Bilâl'le aramızda geçen bu diyaloğa kulak vermişlerdi.
'Peki Bilâl, bu zamanda işe girmek zor, senin torpilin var mı? Referansın kim? İşe nasıl gireceksin?'
Bilâl'in o mütevekkil halini hiç unutamıyorum! Hepimizin üzerinde bomba tesiri yapan sözü söyleyiverdi:
'Benim referansım Allah (cc)'tır; O yüce yaratıcımızn ne güzel vekildir O. Dün gece O'na dilekçemi sundum. Hiç yetimin duasını geri çevirir mi O?'
Yâ Rabbi! Ne işe tutulmuştuk! Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Gözlerimin buğulandığını ona göstermemeliydim.
'Bilâl, baban yok mu?'
'Yok, ben 3 yaşındayken ölmüş. Anneciğim büyüttü beni.'
Temiz bir saflık üzerindeydi. Bütün söylediklerini gönülden söylüyordu. Bu, o kadar meydanda idi ki, kalbi adeta yüzüne vurmuştu.
'Askerliğini yaptın mı?'
'Yaptım ya, hem de çavuş olarak.'

'Evli misin Bilâl?' Bir anda gözleri yere düştü. Yine o mütevekkil hâli bütün yüzünü kaplamıştı.
'He ya, evli değil de sözlüyüm. İnşallah, işe girer girmez hemen düğünümü yapacağım!'
'Ama Bilâl, 3 gün sonraki sınav için o kadar kesin konuşuyorsun ki, sanki kazanmış gibisin!'
Gözlerini ufka dikti, daldı, sustu ve biraz sonra:
'Ben Rabbimi seviyorum, inanıyorum ki, O da beni seviyor. Seven sevene yardım etmez mi?'
Ona söyleyecek lâf bulamıyordum. Allah, bizi kocaman kocaman(!) müdürleri, Bilâl kuluna hizmet etmek için oraya göndermişti, adeta. Kim müdür, kim garibandı?
Bilâl dilekçesini büyük makama verince, melekler harekete geçtiler, daire müdürleri harekete geçtiler ve hep birlikte ona koşmaya başladılar; çünkü emir büyük makamdandı. Allah'a malik olan insanın mahrumiyeti söz konusu olabilir miydi?
Sormaya devam ettim:
'Bari Bilâl, evlenecek kız bulabildin mi? Bu zamanda hem yetim, hem de işsize kim kız verir ki?'
Başını salladı ve 'doğru' diyerek ekledi:
'Zor nişanlandım ya. Allah razı olsun, kayınpederim olacak olan insan, 'Sözde Müslüman' değil, hakiki mü'min.
'Bu zamanda namazında-niyazı nda damat nerde bulunur, hem rızkı veren Allah'tır' dedi ve kızını bana verdi. Rabbim rızkımızı verecek inşallah.'
Bilâl lise mezunuydu. 300(üçyüz) kişinin katıldığı yazılı sınavı başarıyla geçti. Ve bizler, önümüze sunulan -Bakanlık dahil- tüm referansları bir kenara koyarak, Bilâl'in referansını en öne koyduk.
Mülakât gününe kadar bizi göremedi. Mülâkata girdiğinde karşısında bizi görünce birden şaşırdı, yüzü kızardı ve gözleri yere düştü.
Sessizliği bozdum: 'Bilâl, bizi tanıdın mı?'
'Evet!' 'Peki ne diyeceksin şimdi?' Ağlamaya başladı. Çocuk gibi ağlıyordu. İster istemez bizler de ona uyduk. Saba makamında hıçkırıklar boğazımızda düğümlenmişti. Bilâl, ellerini kaldırdı ve dua etmeye başladı:
'Ey Rabbim, ben niyazımı Sana sunmuştum. Hâlimi Sana açmıştım. Şimdi burdaki müdürlerime karşı mahcubum. Ey Allah'ım, ben Sen'den başkasından istememeyi istedim, Sen'den, yine de öyleyim.'
Sessizlik odayı doldurmuştu. 'Ne olur bana izin verin çıkayım' dedi. 'Peki Bilâl' dedik, 'Güle güle, Allah işini, aşını, eşini mübârek kılsın!'
Allah'tan isteyenler muratlarına erdiler de gayrısından isteyenler helâk oldular. Allah dilerse bütün dünyayı Bilâllere hizmetçi yapar.
"Bilâlin taşıdığı kalp ve gönül saflığına ulaşmak gerekmez mi?..."

 

vesselam

 

dipnot: bu gercek olmus bir olaydir...

Yanıt: GENÇLİK İSTASYONU
2010/01/26 2:57
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Ben bu hikayeyi okuyunca çok şaşırdım =) çünkü bu hikayeyi Sırlar Dünyasında izlemiştim =)

ve dedim ne yani o Hz.cengaver abimiydi =)

Sondaki dipnot u okuyunca çözüldüm =)

Allahu Teala nın sözü vardır ;

Bana sığınan kulumun kalbine sığınırım =)

Bu nedenle bende derim hep Allahım Bana sığınan kulumun kalbine sığınırım buyuruyorsun =) O halde şuan kalbimdesin =) teslimiyetimi kabul buyur =)

Farid Farjad - Pari Kojae
2010/03/22 1:20
Bildir! Alıntı ile cevap yaz Oyla! (0 oy)

Çok  hüzünlü ama   yinede dinlemek  çok keyifli...

Bu mesaj, m1gin tarafından, 14.02.2012 12:55:16 itibariyle düzenlenmiştir.
Abonelik Bilgisi Abonelik
Google Reklam
izlence: Video Seçkisi
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook

Son Üyeler: Zabitman, ynsmrsvml, DOLPHINUS, drunsalkrc, milenyum39,
Son Oturumlar: DOLPHINUS, m1gin, ynsmrsvml,