Kullanıcı Adı:
Parola:
Bilgi Hatırlatma Yeni Üyelik
Beğen
Paylaş
Sayfa: Site:

Mehter Marşları

Zaman önce, ihtar aldığımız için mp3 biçimindeki ses dosyalarının bulunduğu birçok konuyu pasifleştirmiştik. Mehter Marşları konusu da onlardan bir tanesiydi.

Günler önce, Android kullanıcı adlı üyemiz, Youtube sitesinde yer alan mehter marşlarından oluşan çok sayıda parça hazırlamış, ancak malesef ki mp3 formatına dönüştürmüştü. Tekrardan sorun yaşamamak için, onları değerlendirememiştik.

Ve bugün, Android'in hazırlamış olduğu ve daha önceden bilgisayarıma indirmiş olduğum marşları, mp3 çalarıma yükleyerek dinlemeye başladım...
Aralarında bir tanesi vardı ki, adeta ilk kez dinliyor ve keşfediyor gibiydim... Davullar müthiş bir coşkuyla vuruyordu ki; öyle böyle değil! Peki ya trompet ve zurnalara ne demeli!? Hayli heyecanlanmıştım! Adı "Barbaros Marşı" olan bu çalışmayı defalarca dinledim durdum...

Ve sonra, sadece bu çalışmayı bulup video olarak siteye eklemeye koyulduğum sırada, karşımda onlarca mehter marşını bulunca dayanamadım ve onları da listelemeye başladım. 

Ve işte huzurlarınızda gümbür gümbür Mehter Marşları! 
Keyifli dinlemeler...

 

 


Mehter hakkındaki aşağıdaki bilgi, 2012/04/14 itibariyle wikipedia sitesinden alınmıştır.

MEHTER

Mehter, Osmanlı Yeniçeri Askeri Bandosu dünyanın en eski askeri bandosudur. Farsçadaki "mihter" kelimesinden türemiştir.

İslamiyetten önceki Türk devletlerinde, küçük değişikliklerle yer almıştır. Yeniçerilerin olduğu gibi Mehteranın da Piri Hacı Bektaşi Veli olup, her icraattan önce mutlaka Peygamber, Ali ve Hacı Bektaşi Veli adına dua okunması ve marşlarda adlarının zikredilmesi gelenektendir.

Üç önemli sembol yer alır; ocak, sancak ve zafer.

Osmanlı mehterinde; zurna, boru, kurrenay ve mehter düdüğü gibi nefesli, üflemeli, kös, davul, nakkare, zil ve çevgân gibi vurmalı ya da çarpmalı çalgılar yer almıştı. Tüm çalgıların sayısı eşit tutulmuş ve bu sayıya dayanakarak mehterin kaç katlı olduğu belirlenirdi.

Osmanlılar'da, askerî musukiyi icra eden topluluğa verilen isim. Farsça'da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ekber (en büyük), âzam (pek ulu) mânâsında bir ism-i tafdildir. Türkçeye bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden mehter, çoğulu olarak da mehterân yerleşmiştir.

1826 yılında Padişah II. Mahmut tarafından Yeniçeri, Ahi ve Bektaşi Ocaklarıyla birlite kapatılmış ve 1908 yılında Enver Paşa tarafından yeniden açılmıştır.

mehter marşları, mehter takımı

 

Mehterin Kuruluşu

Yeniçeri ocağının bir parçası Olan Mehterin , hangi tarihte kurulduğu kesin olarak tespit edilememekle birlikte bunun, 14. yüzyılda I. Murat (Hüdavendigar) döneminde Çandarlı Kara Halil Paşa'nın tavsiyesiyle bir ocak halinde kurulduğu söylenebilir.[kaynak belirtilmeli] Bazı kaynaklarda bu kuruluşun 1365 yılında olduğu söyleniyorsa da büyük bir ihtimalle bunun 1362 yılında olduğudur. Özelikle Orhan Gazi’nin Alevî-Bektaşilikle ilgilendiği bilinmektedir. Orhan Gazi yeniçeri teşkilâtı kurulacağı zaman Hacı Bektaş dergahına gelir. Yeni kuracağı yeniçeri ocağı icin dua ister. Hacı bektaş, Pir'i de Bunların adı yeni asker Yeniçeri olsun diyerek Cenabı Hak yüreklerini ak, pazularını kuvvetli, kılıçlarını keskin, oklarını tehlikeli, kendilerini daima galip buyursun diye dua eder. O yüzden yeniçeri ocaklarına Ocak-ı Bektaş-î-yân , kendilerine Taifei Bektaş-î-yân, Güruh Bektaşiye, Zümre-i Bektaşiye gibi isimler vermişlerdir. Osmanlı Devleti, devşirme denilen Hıristiyan çocuklarından oluşturduğu orduyu Hacı Bektaş-ı Veli'nin düşüncelerinden yararlanarak eğitti ve şekillendirdi. Yeniçeri Ordusu denilen bu ordunun ve bağlısı Mehteranın başında bulunan ağa da Bektaşî idi. Bu ordu, 1826 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin birinci gücü olmuştur. 1826 yılına kadar Osmanlı Ordusu savaşa gitmeden önce, Yeniçeri ocağından bir müfreze Hacıbektaş'a geliyor, Dergah Avlusu'nda saf tutarak, Hacı Bektaş-ı Veli Evlâdı’ndan postnişi olan zatın da katılması ile:

"Mü’miniz Kalû-Beli’den beri... Hakkın Birliğine eyledik ikrar... Bu yolda vermişiz seri... Nebimiz vardır Ahmed-i Muhtar... La Yezal mestaneleriz... Nur-ı ilahide pervaneleriz... Sayılmayız parmak ile tükenmeyiz kırmak ile... On iki imam Pir-i tarikat cümlesine dedik beli... Üçler, beşler, yediler... Nur-ı Nebi Kerem-i Ali, Pirimiz üstadımız Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli... Demine devranına Hü diyelim Hü!"

diye gülbang çekiyorlar (dua ediyorlar) ve Pir'den himmet istiyorlardı. O tarihlerde yaşayan kişilerden aktarılan bilgilere göre Yeniçeriler'in gür sesi Hacı Bektaş-ı Veli’ın her tarafından duyuluyordu. Bir yeniçeri gülbengi (duası) daha:

"Allah Allah İllallah, baş üryan, göğüs kalkan, dide al kan, sine püryan;
Bu meydanda nice başlar kesilir hiç olmaz soran;
Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyan, kulluğumuz, padişaha ayan;
Sayılmayız parmakla, tükenmeyiz kırmakla;
Üçler, Beşler, Yediler, Kırklar Nur-û Nebi, Kerem-î Âli, Hacı Bektaş-ı Veli;
Dem-ü, devranına hü diyelim, Hüüüüüüü."

Mehter teşkilatının başında devletin Emiri Alem denen bir memuriyet makamı vardı.Mehterhane ve onun başı olan mehterbaşı ona bağlı idi.Bütün mehter teşkilatının başı olan Emri Alem Mehter bölüklerine yapılacak teyinleri tastik etmek, Elçi kabul törenlerinde hazır bulunmak, Sancak beyliğine tayin edilen kimseye yeni sancak iletmek ve göndermek gibi selahiyetlere sahipti.
Mehter teşkilatına iki türlü mehterhane (mızıka takımı) bağlı idi

  1. Tabi-ü Alem yani Çalgıcı Mehter (Yeniçeri Ocağına bağlı)
  2. Esnaf Mehteri (Ahi Ocaklarına bağlı).

Tabi-ü Alem mehteri Saltanat sancaklarını korumaya memur edilen Alemdarlar ile Mehterhaneden meydana gelmiştir.
En başta gelen mehter takımı padişahınki idi. Bu mehtere tabi-ü Alem Hassa adını taşıyordu. Sonra Veziri Azam, kubbe vezirleri, defterdar, reisülküttap, beylerbeyi, sancakbeyleri ile Türkmen beylerinin mehterhaneleri var idi. Bektaşi geleneği olarak hep tek katlı mehter kurulmuştur. Padişah ve Veziriazama ait olanlar dokuz katlıydı.

Mehterin Batı Müziğine Etkisi

Mehterler mükemmel peşrevler çalardı. Alay düzen peşerevi,At Peşrevi,Hünkar Peşrevi,Elçi Peşrevi bunlardandı.Göç borusu,Benefşei-zar, Şükufei-Zar gibi askeri bestelerimiz ve Cengi Harb gibi hücum havalarımız vardı..Batı müzüginin şahaserlerini yazmış olan Mozart,Bizet gibi besteciler mehter muziğinin etkisinde kalarak Türk Tarzında (Ala Turka) denilen besteler yapmışlardır.. Bunlara Mozartın Türk Marşını, Bizert'in Arieziyen süitini örnek verebiliriz.Batı orkestraları zilleri bizim mehterden almışlardır.

Hindistandaki Türkmen beyleri de bizim mehtere benzer takımlar kurmuşlardır.

Mehterin Kapatılması

1826 yılında yeniçeri Ocağı, bağlısı Mehter ve Ahi Ocakları kapatıldı ve Yeniçeriler kıyımdan geçirildi. 1826 tarihi ayni zamanda Osmanlı topraklarında Bektaşi-Aleviliğin yasaklanmasının da tarihidir.

Bu ocağın kuruluş sebebi, mevcud askerin azlığına rağmen, fetihlerin çoğalıp sınırların genişlemesi ve eldeki askerin de bu sınırları koruyamaz duruma gelme endişesi idi. Halbuki hem Rumeli’yi elde tutabilmek hem de yeni fetihlerde bulunabilmek için devamlı ve hükümdarın emir komutası altında bir askerî birliğe ihtiyaç vardı. Benzer teşkilatlar, yani esirlerden istifade etme sistemi, daha önceki Türk devletlerinde de vardı. Bu mânada Osmanlıların, Selçuklular ile Memlukluları örnek aldıkları anlaşılmaktadır.Yeniçeriliğin ilk kuruluşunda, orduya bin kadar yeniçeri alınmıştı. Bunların her yüz kişisine komutan olarak daha önce Türklerden meydana getirilen yaya askeri usûlüne uygun olarak bir "Yayabaşı" tayin edilmiştir.

Mehterin Yeniden Kuruluşu

Mehterhane 1826 da kaldırılarak yerine avrupai bandolar kuruldu ve maalesef repertuarı kaybolup gitti.Sonradan 1914 yılında Türkçülük cereyanının kuvvetlenmesi üzerine Enver Paşa'nın emriyle Mehteran-ı Hakaniye adıyla yeniden kuruldu ve askeri müzeye bağlandı.

Bilinen besteciler

16. yy.

Nefirî Behram
Emir-i Hac
Hasan Can
II. Gazi Giray
Şah kulu
Mehmet Paşa

17. yy.

Zurnazen Edirneli daî Ahmed Çelebi
Zurnazenbaşı İbrahim Ağa
Hammalî
Çenkî İbrahim Ağa
Edirneli Mehmed Çelebi
Eyyubî Mehmed Çelebi
Derviş Mehmed Çelebi
Solakzade Mehmed Hemdemî
Acemiler (Acemi oğlanlar)
Kazaklar (İstanbul'a Rusya'dan gelen göçmenler)

18. yy.

Hızır Ağa
Müstakim Ağa
Mehterbaşı Ağa (adı bilinmiyor)
Şah Murad "Sultan IV. Murad"
Kemanî Hızır Ağa
Çok sayıda adı bilinmeyen bestekar
 

 

 

Bu sayfa, 3.8.2008 tarihinde yayınlanmış, 4.5.2012 tarihinde güncellenmiş ve 26517 defa görüntülenmiştir.
Oyla!
7,5 (1 oy)
Abonelik Bilgisi
Yorumlar
MasterChief 30.5.2012 11:23:18 Bildir!
İnsan hangi ruh halinde olursa olsun web siten hepsine cevap veriyorum.
Kardeşim, Tebik Ediyorum.
sinem 8.11.2009 20:48:14 Bildir!
EYVALLAH
kardeşim eline sağlık dinlemeye doyamayacağım bir müzik BUNLARLA DAĞLAR AŞILIR  
  MÜZİK bu işte...sen varya süpersin
selda 1.11.2008 22:07:13 Bildir!
tebrik ederim sizi MBIRGIN ABI
COK GUZEL BIR KONUYA EL DEMISSINIZ ,
gercektende degerli anilara el koymusunuz elinize saglik abi .........

                   NICE BASARILAR DILERIM
Google Reklam
izlence: Video Seçkisi
İletişim | Kullanım Şartları | Reklam Bilgileri | Tüm Üyeler | Ne Nasıl Yapılır? | Arama | RSS | Twitter | Facebook

Son Üyeler: HsNur, ladre, limon, Tgcckr, makintel,
Son Oturumlar: